eşe karşı basit yaralamada beraat

2) Üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşe ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenen kasten yaralama ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçları. 3) Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçu (TCK m.87/2-d) 4) İşkence suçu (madde 94 ve 95) 5) Eziyet suçu (madde 96) Eşe Karşı Basit Yaralama Davası Nasıl Açılır? Genellikle vatandaşların kendi aralarında kullandıkları ‘darp etme ” tabiri, yani erkeğin eşine uyguladığı fiilen fiziksel şiddet, ceza hukukunda kasten yaralama olarak kabul edilir. Kasten yaralama davranışlarında karşı tarafın vücutlarında sağlığını bozacak veya basit yaralamada beraat, sijayet cekmek icin ne yapmali polis, eşe karşı basit yaralama şikayetten vazgeçme, eşe darptan beraat, https:www.hukuki.netshowthread.php28364-Ese-darp-sikayetten-vazgecme-ve-sonuclari, genel af da kadin siddetine acilan kamu davasi dusermi, eşe karşı basit yaralamanın cezası, tck 862 şikayetten vazgeçme İlk celsede mütalaasını açıklayan savcılık, iki tarafın da 1,5 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti. Duruşma sonrası verilen cezalar hakkında konuşan Özer Hurmacı, "Ben çocuklarımın annesinin de ceza almasını istemem" dedi. Eski futbolcu Özer Hurmacı ve iki çocuğunun annesi Mihriban Hurmacı arasındaki Benialdattığı apaçık ortadaydı, kendisi bir de bana kızdı. Bana, 'Sen kimsin ki telefonumu karıştırıyorsun' deyip küfürlerle karışık şekilde odaya itti. Elinde telefonu olduğu Site De Rencontre Gratuit Pays Bas. Kasten Yaralama Suçu ve Nitelikli Halleri Kasten yaralama suçları, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 86. ve 87. maddelerinde vücut dokunulmazlığına karşı suçlar başlığı altında düzenlenmiştir. Kasten yaralama suçu, bilerek ve isteyerek bir kişinin vücuduna acı verilmesi, sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına sebebiyet verecek şekilde kasten yaralama olarak tanımlanmıştır. Kasten yaralama suçları kasten yaralama suçu TCK ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama TCK suçu olarak ikiyi ayrılmaktadır. Kasten Yaralama Suçu 5237 sayılı TCK nın 86. Maddesinde düzenlenmiş olup yasaya göre; Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunacağı şeklinde düzenlenmiştir. Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama Suçu 5237 sayılı TCK nın 87. Maddesinde düzenlenmiş olup yasaya göre; 1-Kasten yaralama fiili, mağdurun; a- Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına, b- Konuşmasında sürekli zorluğa, c- Yüzünde sabit ize, d- Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma, e- Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun vaktinden önce doğmasına, Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, bir kat artırılacağı Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hallerde TCK 86/1 üç yıldan, üçüncü fıkraya giren hallerde TCK 86/3 beş yıldan az olamayacağı şeklinde düzenlenmiştir. 2- Kasten yaralama fiili, mağdurun; a- İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine, b- Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine, c- Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına, d- Yüzünün sürekli değişikliğine, e- Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun düşmesine, Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, iki kat artırılacağı ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hallerde TCK 86/1 beş yıldan, üçüncü fıkraya TCK 86/3 giren hallerde sekiz yıldan az olamayacağı şeklinde düzenlenmiştir. 3- Kasten yaralamanın vücutta kemik kırılmasına veya çıkığına neden olması halinde, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, kırık veya çıkığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre, yarısına kadar artırılacaktır. 4- Kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmişse, yukarıdaki maddenin birinci fıkrasına TCK 86/1 giren hallerde sekiz yıldan oniki yıla kadar, üçüncü fıkrasına TCK 86/3 giren hallerde ise on iki yıldan on sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunacağı düzenlenmiştir Kasten Yaralama Suçunda Cezanın Artırılmasına Neden Olan Haller 5237 sayılı TCK nın 86/3. Maddesinde düzenlenmiş olup Kasten yaralama suçunun; a- Üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşe karşı, b- Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, c- Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle, d- Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, e- Silahla, f- Canavarca hisle İşlenmesi halinde, şikâyet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılacağı f bendi bakımından ise bir kat artırılacağı düzenlenmiştir.. Kasten Yaralama Suçunun İhmali Davranışla İşlenmesi 5237 sayılı TCK nın 88. Maddesinde Kasten yaralamanın ihmali davranışla işlenmesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadar indirilebileceği, bu hükmün uygulanmasında kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesine ilişkin koşulların göz önünde bulundurulacağı düzenlenmiştir. Kasten Yaralama Suçunda Şikayet ve Uzlaştırma Kasten yaralama suçunun basit tıbbi müdahale ile BTM giderilebilecek nitelikte olması halinde şikayete tabi olup şikayet süresi 6 aydır. Kasten yaralama suçunun TCK nın 86/3 maddesi kapsamında işlenmesi veya nitelikli hallerinin gerçekleşmesi halinde suç şikayete tabi değildir. örneğin eşe karşı kasten yaralama suçu BTM ile giderilebilecek ölçüde basit yaralama niteliğinde olsa bile takibi şikayete bağlı değildir. Uzlaştırmaya tabi suçlar ile ilgili makalemize ulaşmak için tıklayınız. TCK nın 86/1-2 maddesi kapsamındaki kasten suçu ile TCK nın 88. Maddesindeki kasten yaralamanın ihmali davranışla işlenmesi suçu uzlaştırma kapsamındadır. Kasten Yaralama Suçuna ilişkin Yargıtay Kararları Yargıtay 1. Ceza Dairesinin tarih ve E. 2016/2454, K. 2017/4159 sayılı Kararı” Oluşa ve dosya içeriğine göre sanık …’in mağdur … tarafından kendisine küfür edilmesi üzerine ele geçirilemeyen sopa ile mağdura birden fazla vurduğu, almış olduğu darbelerin etkisi ile göğüs solda yumuşak doku lezyonuna, kafada sol temporal bölgede 8 cm’lik ve 10 cm’lik iki yerde kesiye, petroz kemikte 4.ağır derecede kırığa, organlarından birisinin işlevinin sürekli olarak zayıflaması niteliğinde olan sol kulakta ileri derecede işitme kaybına ve hayati tehlikeye neden olacak şekilde mağdurun yaralandığı olayda; a-Kullanılan silahın niteliği, darbe sayısı ve meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı birlikte değerlendirildiğinde kasten yaralama suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası öngören 5237 Sayılı TCK’nun 86/1. maddesi uyarınca aynı Kanunun 61. maddesindeki ilkeler gözetilerek sonuca etkili olacak şekilde makul bir temel ceza belirlenmesi yerine, yazılı şekilde 1 yıl hapis cezasına hükmolunması suretiyle eksik ceza tayini, b-Mağdurdan sanığa yönelen ve küfür etmekten ibaret haksız eylemi sebebiyle 1/4 ile 3/4 arasında ceza indirimi öngören TCK’nun 29. maddesi uyarınca alt sınırdan indirim yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde 2/5 oranında indirim uygulanması, suretiyle eksik ceza tayini..” Yargıtay 3. Ceza Dairesinin tarih ve 2019/1850 E. , 2019/11416 K. Sayılı Kararı “Katılan …’in sabit iz ve kemik kırığı meydana gelecek şekilde yaralandığına dair iddia ve kabul karşısında; birden fazla nitelikli hal ihlaline neden olan sanık … hakkında TCK’nin 86/1 maddesince temel cezaya hükmedilirken meydana gelen zararın ağırlığı ve kastının yoğunluğu da dikkate alınarak TCK’nin 3. maddesinde orantılılık ilkesi gözetilerek TCK’nin 61. maddesi gereğince ölçütler gereğince sonuç cezaya etkili olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi, Sanığın tek eylemi ile katılanı yaralaması sonucu sabit iz ve kemik kırığı sonuçları birlikte gerçekleştiğinden, sanığın en ağır cezayı gerektiren sonuçtan dolayı bir defa cezalandırılması gerekmekte olup, 5237 sayılı TCK’nin 86/1. maddesinin uygulanmasından sonra TCK’nin 87/1-c ve 87/1-son maddelerinin uygulanması ile yetinilmesi gerekirken, uygulama yeri bulunmayan TCK’nin 87/3. maddesi ile ayrıca artırım yapılmak suretiyle fazla cezaya hükmolunması…” Yargıtay 3. Ceza Dairesinin tarih ve 2019/1466 E. 2019/3740 K. Sayılı Kararı “Taraflar arasında köy muhtarı olan …’nın 1978 doğumlu evinden yükselen müzik sesi nedeniyle çıkan tartışmanın kavga dönüşmesi sonucu, sanık …’nın, katılan …’yı TCK’nin 6/ maddesine göre silahtan sayılan taş ile yaraladığının, katılan ve …’nın beyanları ile katılanın yaralanmasına ilişkin adli rapordan anlaşılması karşında, sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulması gerektiği gözetilmeden, yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde beraat hükmü kurulması..” Yargıtay 3. Ceza Dairesinin tarih ve 2019/15303 E. 2020/10 K. Sayılı Kararı” Mağdurun, sanığın süpürgenin sapı ile kendisine vurduğuna ilişkin beyanı ile uyumlu adli rapor içeriği ve sanığın tevilli ikrarı uyarınca, sanığın eşi olan mağdura yönelik yaralama eylemini silahtan sayılan süpürge sapı ile gerçekleştirdiği sabit olmakla; sanık hakkında kurulan hükümde, birden fazla nitelikli halin TCK’nin 86/3-a ve 86/3-e maddeleri bulunması nedeniyle, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken asgari hadden uzaklaşılması gerekirken, yazılı şekilde alt sınırdan ceza tayin edilmesi ve TCK’nin 86/3-e maddesinin uygulanmaması suretiyle sanık hakkında eksik ceza tayini. Yaralama suçu ile ilgili makalemize ulaşmak için tıklayınız. Saygılarımızla Avukat Oğuz Özdemir Hukuk ve Danışmanlık Bürosu Not Bültenimizde yer verilen açıklamalar, ilgili mevzuat çerçevesinde konuyu genel hatlarıyla ele alır tarzda hazırlanmıştır. Size özel detaylı bilgi için büromuzla veya avukat bir meslektaşımız ile bağlantıya geçmenizi tavsiye ederiz. İletişim için tıklayınız. Bu site sadece bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, sitede yer alan bilgilendirmeler Türkiye Barolar Birliğinin ilgili düzenlemeleri uyarınca hazırlanmıştır. Özet Şikâyetçinin beyanları, şikâyetçi hakkında düzenlenen adli rapor içeriği, şikâyetçinin sanığın kendisine vurması neticesinde kırıldığını söylediği şemsiyenin kırık vaziyette ele geçirilmiş olması ile şikâyetçinin eşi tanık İbrahim’in, olayın hemen akabinde aradığı 155 polis imdat hattındaki görevlilere söylediği “… eşimi şemsiye ile dövmüş” şeklindeki sözlerinin şikâyetçinin anlatımlarını desteklemesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanığa atılı kasten yaralama suçunun sübuta erdiğinin kabulü gerekmektedir. Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hükmünün, sanığa atılı kasten yaralama suçunun sabit olduğu gözetilmeden sanığın beraatine karar verilmesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir. Genel Kurulu Esas 2017/1036Karar 2018/586Karar Tarihi Kararı VerenYargıtay Dairesi 3. Ceza DairesiMahkemesi Asliye CezaSayısı 88-122Kasten yaralama suçundan sanık …’nun beraatine ilişkin Tortum Kapatılan Sulh Ceza Mahkemesince verilen tarihli ve 80-17 sayılı hükmün, Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Ceza Dairesince tarih ve 2607-16659 sayı ile;“Oluşa, mağdurenin aşamalardaki beyanına, bu beyanla uyumlu adli raporuna ve tüm dosya içeriğine göre, sanığın mağdureyi kasten yaraladığı sabit olduğu hâlde delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülerek yazılı şekilde sanığın beraatine karar verilmesi” isabetsizliğinden bozulmasına karar sayılı Kanun’un 84. maddesiyle 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 6. maddenin 1. fıkrası uyarınca sulh ceza mahkemelerinin kaldırılması nedeniyle bozmadan sonra yargılama yapan Tortum Asliye Ceza Mahkemesi ise tarih ve 88-122 sayı ile;“Yapılan yargılama, toplanan deliller, sanık beyanları, müşteki beyanları, adli rapor ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde;Sanık üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş, müştekinin çocuğunu dövdüğünü, bu konuda kendisi ile konuşmaya gittiğini, karşılıklı olarak bağrıştıklarını, ancak kesinlikle müştekiye vurmadığını savunmuştur. Yapılan yargılama, toplanan deliller, sanık beyanları, müşteki beyanları, adli rapor ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; müşteki hakkında düzenlenen sağlık raporunda müştekinin dizinde 2×3 cm’lik bir lezyon dışında başkaca darp ve cebir izine rastlanmamıştır. Darp iddiasının olduğu gün alınan sağlık raporunda başkaca bir darp ve cebir izine rastlanmaması sağlık raporunda saptanan lezyonun iddia edilen olayla bağlantılı olduğuna dair şüphe uyandırdığından rapora da delil olarak itibar edilememiştir. Bununla birlikte müştekinin iddialarına ise sanıkla kavgalı olduklarından yanlış beyanda bulunabileceği ihtimaline binaen itibar edilememiş, sanığın savunmaları mahkememizce kanaat verici ve samimi yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan kuşkudan sanık yararlanır’ kuralı uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının, temel koşulu, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesidir. Şüpheli ve aydınlatılmamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak hüküm tesis edilemez. Ceza mahkûmiyeti bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat teorik de olsa hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanarak sanığı cezalandırmak, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermektir. O hâlde ceza yargılamasında mahkûmiyet büyük ve küçük bir ihtimale değil kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanmalıdır. Adli hataların önüne geçilmesinin tek yolu soyut iddiasından başka sanığın atılı suçu işlediğine ilişkin yeterli bir delil bulunmadığı, …kesin bir kanaat vermekten uzak kanıtlara dayanılamayacağı, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve cezalandırmaya yeter derecede delil bulunmadığı” gerekçesiyle bozma kararına direnerek önceki hükümde olduğu gibi sanığın beraatine karar kararına konu bu hükmün de Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tarihli ve 328518 sayılı “bozma” istekli tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gelen dosya, Ceza Genel Kurulunca tarih ve 907-569 sayı ile 6763 sayılı Kanun’un 38. maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 10. madde uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 3. Ceza Dairesince tarih ve 452-11092 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. TÜRK MİLLETİ ADINACEZA GENEL KURULU KARARI Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı kasten yaralama suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine dosya kapsamından; tarihli ihbar tutanağında; aynı tarihte saat 0 530 …. numaralı GSM hattından 155 polis imdat hattını arayan bir şahsın “Konak Mahallesinden arıyorum, … eşimi şemsiye ile dövmüş, hemen gelin” demesi üzerine bir ekibin olay yerine gönderildiği yönünde açıklamalara yer verildiği, tarihli tutanakta; iftar saatine yakın bir zamanda gerçekleşen olayı gören herhangi bir kişiye rastlanmadığının bildirildiği, tarihli muhafaza altına alma tutanağına göre; olayda kullanıldığı düşünülen ve sanığın kendisine ait olduğunu beyan ettiği bir adet siyah renkli ve parçalanmış vaziyetteki şemsiyeye sanığın rızası alınarak elkonulduğu,Tortum İlçe Hastanesi tarafından tarihinde saat yapılan muayeneye istinaden düzenlenen adli raporda; polis nezaretinde getirildiği belirtilen şikâyetçinin sağ femur 1/3 distal lateralinde yaklaşık 2×3 cm’lik ekimotik alan mevcut olduğunun ve yaralanmasının basit bir tıbbi müdahale ile giderilebileceğinin bildirildiği, … kollukta; tarihinde saat sıralarında ahırına inek sağmaya gittiği esnada oğlu Nihat’ın gelerek “Anne Murat beni dövdü” dediğini, bu sırada sanık …’nun oğlu Murat’ın geldiğini, Murat’ın kolundan tutarak “Oğlum sen neden benim oğlumu dövüyorsun, senin yüzünden çocuğu camiye bile gönderemiyorum” dediğini, akabinde Murat’ın koşarak evlerine gittiğini ve “Baba, Nihat’ın annesi beni dövdü” diye bağırmaya başladığını, kendisinin de ahıra dönüp işleriyle uğraştığı sırada …’nun elinde siyah renkli, büyük bir şemsiyeyle gelerek kendisine vurduğunu, vurmanın etkisiyle şemsiyenin kırılması üzerine tekme atmaya başladığını, yaklaşık beş dakika sonra eşi İbrahim’in geldiğini, olayı anladıktan sonra …’ya “Ne oldu, niye bağırıyorsun” dediğini, bunun üzerine … ve oğlu …’nun eşi İbrahim’i itip kakmaya başladıklarını, mahkemede; kolluktaki ifadesinin doğru olduğunu, o ifadesini aynen tekrar ettiğini, sanığın kendisine gösterilen şemsiye ile vurduğunu,Tanık İbrahim E. kollukta; 0 530 …. numaralı GSM hattını kullandığını, tarihinde saat sıralarında mahallesine vardığında sanık …’nun eşi Esma’ya bağırdığını, sanığa “Ne oldu, niye bağırıyorsun” dediğinde sanığın gelerek boğazını sıkmaya başladığını ve kendisine hakaret edip tehdit ettiğini, daha sonra oğlu Zeki ile birlikte kendisini iteklemeye başladıklarını, ayağında platin takılı olması nedeniyle sanığa ve oğluna karşı koyamadığını, ardından 155 polis imdat hattını arayıp olayı haber verdiğini,Tanık … kollukta; evlerinin önünde babası … ile …’in tartıştıklarını gördüğünü, daha sonra İbrahim E. araba ile mahalleye geldiğini, gelir gelmez arabadan inip “Ne yapıyorsunuz siz” demesi üzerine babası sanık …’in de “İbrahim karına sahip çık” dediğini, akabinde İbrahim’in babasının üzerine yürüdüğünü, babasının da İbrahim’i iteklediğini, bu arada İbrahim’in gömleğinin yırtıldığını, kendisinin de araya girip İbrahim’i iteklediğini,Beyan … kollukta; ahırda bulunduğu sırada oğlu …’nun ağlayarak yanına geldiğini ve “Baba, Esma teyze beni dövdü” dediğini, bunun üzerine …’in yanına giderek “Neden benim çocuğumu dövüyorsun” diye sorduğunu, Esma’nın da “Oh iyi olmuş, dövmüşüm” dediğini, biraz münakaşa ettiklerini ancak şikâyetçiye vurmadığını, olayda bahsedilen şemsiyenin yağmur yağdığı için yanında olduğunu ancak bununla kimseye vurmadığını, yaklaşık 10-15 dakika sonra İbrahim E. geldiğini ve iner inmez kendisine hakaret etmeye başladığını, bunun üzerine İbrahim’i iteklediğini, suçlamaları kabul etmediğini, mahkemede; olay günü şikâyetçinin çocuğunu dövdüğünü duyduğunu ve yanına gidip konuşmak istediğini, havanın yağmurlu ve rüzgârlı olmasından dolayı elinde şemsiyesinin de bulunduğunu, şikâyetçinin yanına giderken rüzgârın etkisiyle parçalanan şemsiyesini yolun kenarına attığını, şikâyetçiye oğlunu dövdüğü için kızdığını, bağırıp çağırdığını ancak vurmadığını yaralama suçu 5237 sayılı TCK’nın 86. maddesinde;“1 Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.2 Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur3 Kasten yaralama suçunun;a Üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşe karşı,b Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,c Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,d Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,e Silâhla,İşlenmesi hâlinde, şikâyet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır” şeklinde birinci fıkrasında kasten yaralama suçunun tanımı yapılmış, kişinin vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan her davranış, yaralama olarak kabul edilmiş, madde gerekçesinde bu husus açıkça yaralama suçunda korunan hukuki yarar, kişinin vücut dokunulmazlığı ve beden bütünlüğüdür. Suçun konusu, mağdurun acı verilen veya bozulan bedeni veya ruhsal varlığıdır. Failin yaptığı hareket sonucu, maddede belirtilen sonuçlardan biri meydana gelirse, kasten yaralama suçunun oluşacağında tereddüt bulunmayıp, bu sonuçları doğurmaya elverişli her türlü hareketle kasten yaralama suçunun işlenmesi açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; tarihinde saat sıralarında, 8 yaşındaki oğlu Murat’ın, sanık …’in yanına gelerek komşuları olan şikâyetçi Esma tarafından dövüldüğünü söylemesi üzerine sanığın elindeki şemsiyeyle şikâyetçinin yanına gittiği ve şikâyetçiyle tartışmaya başladıkları, bir süre sonra olay yerine gelen şikâyetçinin eşi tanık İbrahim’in de sanık ve diğer oğlu tanık … ile tartıştıkları, saat sıralarında tanık İbrahim’in 155 polis imdat hattını arayıp “…… eşimi şemsiye ile dövmüş, hemen gelin” diyerek ihbarda bulunduğu, olay yerine gelen kolluk görevlilerinin, olayda kullanıldığından şüphelendikleri, sanığın da kendisine ait olduğunu beyan ettiği parçalanmış vaziyetteki şemsiyeye sanığın rızasıyla elkoydukları, aynı tarihte kolluk görevlileri tarafından götürüldüğü Tortum İlçe Hastanesince saat itibarıyla yapılan muayeneye istinaden düzenlenen adli raporda, şikâyetçinin sağ bacağında, uyluk kısmının yan tarafında basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte 2×3 cm’lik ekimotik alanın bulunduğunun belirtildiği, şikâyetçinin sanık tarafından önce şemsiyeyle vurulmak suretiyle, şemsiyenin kırılmasından sonra da tekmeyle darbedildiğini beyan ettiği, sanığın ise suçlamayı kabul etmediği olayda; şikâyetçinin beyanları, şikâyetçi hakkında düzenlenen adli rapor içeriği, şikâyetçinin sanığın kendisine vurması neticesinde kırıldığını söylediği şemsiyenin kırık vaziyette ele geçirilmiş olması ile şikâyetçinin eşi tanık İbrahim’in, olayın hemen akabinde aradığı 155 polis imdat hattındaki görevlilere söylediği “… eşimi şemsiye ile dövmüş” şeklindeki sözlerinin şikâyetçinin anlatımlarını desteklemesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanığa atılı kasten yaralama suçunun sübuta erdiğinin kabulü itibarla, Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hükmünün, sanığa atılı kasten yaralama suçunun sabit olduğu gözetilmeden sanığın beraatine karar verilmesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir. SONUÇ Açıklanan nedenlerle;1- Tortum Asliye Ceza Mahkemesinin tarihli ve 88-122 sayılı direnme kararına konu hükmünün, sanığa atılı kasten yaralama suçunun sabit olduğu gözetilmeden sanığın beraatine karar verilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi. Haberler > Toroman Çiftine 'Eşe Karşı Basit Yaralama' Suçundan Hapis İstemi - 1802 Eski futbolcu İbrahim Toraman ve eşi Eylem Toraman hakkında, yaşadıkları tartışmada karşılıklı olarak birbirlerine vurarak yaraladıkları iddiasıyla 'eşe karşı basit yaralama' suçundan dava açıldı. Eski futbolcu İbrahim Toraman ve eşi Eylem Toraman hakkında, evlerinde yaşadıkları tartışmada karşılıklı olarak birbirlerini vurarak yaraladıkları iddiasıyla 'eşe karşı basit yaralama' suçundan dava Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, İbrahim Toraman ile eşi Eylem Toraman, müşteki-sanık olarak yer aldı. İddianamede, çiftin 24 Ocak'ta Üsküdar'daki evlerinde tartıştığı belirtilerek, tartışma esnasında İbrahim Toraman'ın eşi Eylem Toraman'a hakaret ettiği İbrahim Toraman hakkında 'hakaret' ve 'eşe karşı basit yaralama' suçlarından 9 aydan 3 yıl 6 aya, eşi Eylem Toraman hakkında da 'eşe karşı basit yaralama' suçundan 6 aydan 1 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep 66. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilen iddianame kabul edildi. Toraman çifti, ilerleyen günlerde hakim karşısına çıkacak. AA İstanbul'da boşanma aşamasındaki eşine cinsel saldırıda bulunduğu iddiasıyla yargılanan sanığın beraatine karar verildi İSTANBUL AA - Başakşehir'de boşanma aşamasındaki eşine cinsel saldırıda bulunduğu iddiasıyla yargılanan sanığın beraatine karar 16. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuksuz sanık ile müşteki ve tarafların avukatları söz alan müşteki şikayetinin devam ettiğini belirterek, "Aylarca sığınma evinde kaldım. İlk eşimden olan çocuğum psikolojik tedavi görüyor. Sanığın en ağır cezayı almasını talep ediyorum." hakkındaki mütalaasını açıklaşan cumhuriyet savcısı, atılı suçu işlediği sabit olan sanığın "cinsel saldırı" suçundan 12 yıldan az olmamak üzere cezalandırılmasını talep sön süze sorulan sanık suçlamaları kabul etmediğini belirterek, beraatini karara bağlayan mahkeme heyeti, sanık "eşe karşı cinsel saldırı" suçunu işlediği yönünde mahkumiyetini gerektirir kesin ve inandırıcı delil elde edilememesi nedeniyle beraatine cinsel saldırı suçundan 12 yıldan az olmamak üzere hapis cezası ardından açıklama yapan her gün kadına karşı şiddet haberleri çıktığını belirterek, şunları söyledi"Sanıklara böyle beraat kararı verilmeye devam edildiği sürece maalesef biz bunların önünü alamayacağız. Karara itiraz edeceğim, bir üst mahkemeye taşıyacağım. Sonuna kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Savcılık bizim lehimize düşündüğü için aslında mutlu oldum. Mahkeme şüphe var demiş. Bu şüpheleri giderdiğimiz takdirde bizim için maraton hala devam ediyor. Umudumuzu yitirmiyoruz. Ben mücadelemi asla yitirmeyeceğim. İnanıyorum ki buradan mutlaka ceza alacaktır. Umuyoruz ki istinafta haklı bir karar verilir. Bekleyeceğiz göreceğiz." Bu yazımızda yer alan konu başlıkları şu şekildedir Basit Yaralama Savunma Dilekçesi 1Basit Yaralama Savunma Dilekçesi 2 Eşe KarşıBasit Yaralama Savunma Dilekçesi 1 ADANA 2. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ DOSYA NO SANIK MÜDAFİİ KONU Dosya kapsamına bir kısım yazılı savunmalarımızın sunulmasından ibarettir. AÇIKLAMALARIMIZ A Müvekkilim hakkında her ne kadar A Asliye Ceza Mahkemesinin A Esas sayılı dosyası ile “ Basit Yaralama“ suçlarına ilişkin işbu yargılamaya konu ceza dosyası açılmış ise de; müşteki-sanık müvekkilin üzerine atılı bulunan suçu işlemiş olabileceğine gösterir dosya ve kapsamında kesin, inandırıcı ve somut herhangi bir delil mevcut değildir. ŞÖYLE Kİ; Dosya ve kapsamında alınan beyanlara bakıldığında müşteki- sanık müvekkilin söz konusu suça ilişkin herhangi bir fiili eyleminin olduğunu gösterir bir beyan mevcut değildir. Bu hususta; -Müşteki- sanık A; müşteki- sanık müvekkilin eylemine ilişkin bir beyanda bulunmadığı gibi, genel olarak beyanlarına bakıldığında müşteki sıfatından ziyade kendi gerçekleştirmiş olduğu eylemleri yokmuşçasına ifade eden beyanlarda bulunmuştur. A YİNE HASTANE RAPORUNUN OLDUĞUNU BEYAN ETMİŞ İSE DE; TARAFIMIZCA DURUŞMA ESNASINDA KENDİNE SORU YÖNELTİLMİŞ VE NİTEKİM BEYANLARI ARASINDA Kİ ÇELİŞ Kİ ORTAYA KONULMUŞTUR. MÜŞTEKİ-SANIK A’nın DARP ALDIĞINI İDDİA EDİLDİĞİ BÖLGELERİ İLE SAĞLIK KURULU RAPORU ARASINDAKİ ÇELİŞKİ NET VE AÇIK BİR BİÇİMDE ORTAYA ÇIKMIŞTIR. SÖZ KONUSU BÖLGELERE İLİŞKİN SAĞLIK KURULU RAPORUNDA HERHANGİ BİR DARP VE CEBİR İZİ MEVCUT DEĞİLDİR. BU DURUM DAHİ OLAYI NET VE AÇIK BİR BİÇİMDE ORTAYA KOYMAKTA OLUP; MÜVEKKİLİN ASLINDA OLAYIN MAĞDURU OLDUĞUNU VE FİİLİ BİR EYLEMİNİN OLMADIĞINI GÖSTERMEKTEDİR. -Yine diğer müşteki-sanık A, müvekkil müşteki Sanık Anın herhangi bir eyleminin olmadığını sayın mahkemeniz huzurunda vermiş olduğu beyanlar ile doğrulamıştır. -Son olarak ise; müşteki- sanık A da, müvekkilim müşteki-sanık Anın herhangi bir eyleminin olmadığını vermiş olduğu beyanlar ile ortaya koymuştur. Yine beyanlarına bakıldığında ortada abartılı bir dille olayın anlatıldığı sabittir. BU ANLATIMLARI DOĞRULAR DOSYA KAPSAMINDA BİR SAĞLIK KURULU RAPORU MEVCUT DEĞİLDİR. YİNE TANIK BEYANLARINA VE DİĞER DELİLLERE BAKILDIĞINDA DA BÖYLE BİR DURUMUN OLMADIĞI NET VE AÇIK BİR ŞEKİLDE ORTADIR. A TARAFLARIN ARASINDA EV TARTIŞMASINA İLİŞKİN BİR HUKUK YARGILAMASININ OLDUĞU GERÇEKLEŞTİRİLEN BU HUKUK YARGILAMASINDA MÜŞTEKİ- SANIK ANIN HAKLILIĞINA İLİŞKİN VERİLMİŞ BİR KARAR MEVCUTTUR. DİĞER MÜŞTEKİ SANIKLAR TARAFINDAN BU DURUMUN HAZMEDİLMEMESİNE BAĞLI OLARAK OLAY OLDUĞUNDAN FARKLI OLARAK GÖSTERİLMEKTE; YİNE BU DURUMA İSTİNADEN DE MÜVEKKİLİM OLAYIN İÇERİSİNE ÇEKİLMEK İSTENMEKTEDİR. *** Dosya ve kapsamına bakıldığında da tanıklar tarafından verilen beyanlar da haklılığımızı ve müvekkilimin söz konusu olaya ilişkin fiili bir eyleminin olmadığını doğrulamışlardır. *** Ceza muhakemesinin temel amacı maddi gerçeği ortaya çıkarmak, uyuşmazlık sonucu verilen kararla işlenen fiil arasında tutarlılığın bulunmasını temin etmektir. Buna göre hakikata ulaşmak için; – İddia edilen fiil işlenmiş midir? – Bu fiilin kanunların öngördüğü ve ceza müeyyidesine bağladığı bir suç mudur? – İşlendiği ve kanunen suç olduğu tespit edilen fiili iddia edilen şahış mı işlemişdir? – Bu fiili işlemiş olan şahıs sorumlu mudur? ***Sorularının yanıtlanması gerekmektedir. Ancak olayımıza bakıldığında müşteki-sanık müvekkilin eylemlerinin bulunmadığı, suça iştirak etmediği, tam aksine olayın mağduru olduğu açık ve nettir. Aksi yöndeki hiçbir iddia maddi gerçeklik ile bağdaşmamaktadır. Tüm bu hususlar bile müvekkilin üzerine atılı bulunan suçtan BERAAT etmesi gerektiğini doğrulamaktadır. SONUÇ VE TALEP Yukarıda açıklamış olduğumuz nedenler ve tarafınızca resen dikkate alınacak olan nedenler ile birlikte; müşteki- sanık müvekkilimin üzerine atılı bulunan suçu işlememiş olması, olayın mağduru oluşu, dosya kapsamında verilen beyanlarda dikkate alınarak müvekkilimin BERAATİNE karar verilmesini saygı ile arz ve talep ederiz. Müşteki- Sanık Müdafi Basit Yaralama Savunma Dilekçesi 2 Eşe Karşı ADANA ASLİYE CEZA MAHKEMESİ’NE DOSYA NO SANIK VEKİL KONU Dosya kapsamında yazılı savunmalarımızın sunulmasından ibarettir. Yukarıda esas numarası belirtilen dosya kapsamında gönderilen ihtarda, beyanda bulunmak için sanığa tebliğ tarihinden itibaren 15 günlük süre verilmiştir. Verilen süre içerisinde yazılı savunmamızı sunmaktayız. Müvekkilim hakkında her ne kadar X Esas sayılı dosyası ile “Basit Yaralama” suçlarına ilişkin işbu yargılamaya konu ceza dosyası açılmış ise de; sanık müvekkilin üzerine atılı bulunan suçu işlemiş olabileceğine gösterir dosya ve kapsamında kesin, inandırıcı ve somut herhangi bir delil mevcut değildir. ÖZETLE Müşteki şikayetinde, X akşamı, Adana İli Seyhan İlçesinde müvekkil tarafından kendisine yönelik olarak çıkan bir ailevi tartışma sonrasında, tartışmanın kavgaya dönüştüğünü ve vücut azalarıyla vurmak suretiyle aralıksız olarak dayak yediğini, söz konusu eylemlerin yaklaşık 1 saat boyunca sürdüğünü, müvekkilden şiddet gördüğünü ifade etmiştir. Söz konusu bu eylemlere yönelik olarak Seyhan Devlet Hastanesinden X tarihinde müştekice rapor alınmıştır. AÇIKLAMALARIMIZ Müvekkil hakkında, Türk Ceza Kanunu 86/2, 86/3-a maddeleri kapsamında Basit Yaralama- iddiasıyla iddianame düzenlenmiş ise de müvekkil hakkında yapılan iddialar asılsızdır. Dosya ve kapsamında alınan beyanlara bakıldığında sanık müvekkilin söz konusu suça ilişkin herhangi SOMUT bir fiili eyleminin olduğunu gösterir bir beyan mevcut değildir. Müştekinin Adana Asliye Ceza Mahkemesi X Esas sayılı dosyasında X tarihli 1. celsede verdiği beyanında “eşim bana yaklaşık 1 saat boyunca şiddet uyguladı” iddiasında bulunmuştur. Fakat şunu ifade etmek gerekir ki bir kimseye bu kadar uzun süre boyunca şiddet uygulanıp da kişide basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek etkiler bırakması pek tabii olağan hayatın akışına aykırıdır. Müşteki tarafından varlığı tartışmalı olan suça konu olan eylemlerin abartı ile söylendiği ve bu eylemlerin bir aslının olmadığı esasen bir gerçektir. Yine müştekinin aynı celsede sanık hakkında “Kendisi defalarca dizleri ile boğazıma bastırarak boğulma tehlikesi geçirmeme neden oldu.” demektedir. Seyhan Devlet Hastanesinin raporu dikkate alındığında müştekinin hayati tehlikesi geçirecek darp izi olmadığı, aksinde batında bir takım ekimozların olduğu anlaşılmaktadır. Fakat müvekkil ağırlığında bir kimsenin defalarca müştekinin boynuna basıp da iz kalmaması yine müşteki tarafından atılan iddiaların asılsız olduğuna bir delildir. Dosya kapsamında bulunan adli muayene raporu incelendiğinde ise baş ve yüz bölgesinde herhangi bir darp izine rastlanmamış olup batın bölgesinde ekimoza rastlanmıştır. Hal böyle iken MÜŞTEKİNİN ÇELİŞKİLİ BEYANLARDA BULUNDUĞU AÇIKÇA ORTADADIR. Kaldı ki adli muayene raporunda bahsedilen ekimozun ne zaman oluştuğu, kaç günlük bir ekimoz olduğuna dair herhangi bir tespit kayıt altına alınmamıştır. Müştekinin şikayetinden önce oluşmuş olan ekimozun darp edilme iddiasıyla adli muayene raporuna yansıtıldığı açık ve net bir şekilde ortadadır. İşbu rapor müvekkilin fiili gerçekleştirdiğine dair KESİN VE SOMUT NİTELİK TAŞIMAMAKTADIR. Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında hem “hayatın olağan akışına aykırı olma” kavramına hem de şüpheden sanık yararlanır ilkesine, “Ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “şüpheden sanık yararlanır” temel hukuk prensibi uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılması için, suçun tereddüte yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesi gerekir. Oluş şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Yüksek de olsa bir olasılığa dayanılarak sanığı mahkum etmek, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan, varsayıma dayalı olarak hüküm vermek anlamına geleceğini ifade etmektedir. Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 2015/7373 E. 2015/31581 K. tarihli kararı yukarıda ifade ettiğimiz hususları destekler mahiyettedir. “mağdurun ilk ifadesinde, eşinin omuzlarından tutarak kendisini yere fırlattığını söylemesine rağmen yargılama aşamasındaki ifadesinde, eşinin kendisini darp etmediğini belirttiği, alınan adli raporda da, mağdurda darp ve cebir izine rastlanmadığının belirlendiği ve olayın tanık veya başkaca bir delille de doğrulanmadığı, buna göre mağdurun daha sonra vazgeçtiği hazırlıktaki soyut beyanından başka sanığın mahkumiyetine yeter kesin ve inandırıcı delil bulunmadığının anlaşılması karşısında, sanığın, 5271 sayılı CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,” Bursa 26. Asliye Ceza Mahkemesi 2020/131 Esas 2020/308 Karar no’lu 10/07/2020 tarihli kararında “Her ne kadar sanık hakkında eşine karşı basit yaralama eyleminde bulunduğundan bahisle kamu davası açılmış ise de sanığın mağdur eşini kasten yaraladığına dair mağdur soyut beyanı dışında mahkumiyetine elverişli her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delillerin dosyaya yansımadığı bu haliyle sanığa isnat edilen kasten basit yaralama suçunun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle BERAATİNE…” şeklinde hüküm tesis edilmiştir. Ceza muhakemesinin temel amacı maddi gerçeği ortaya çıkarmak, uyuşmazlık sonucu verilen kararla işlenen fiil arasında tutarlılığın bulunmasını temin etmektir. Buna göre hakikate ulaşmak için; – İddia edilen fiil işlenmiş midir? – Bu fiilin kanunların öngördüğü ve ceza müeyyidesine bağladığı bir suç mudur? – İşlendiği ve kanunen suç olduğu tespit edilen fiili iddia edilen şahıs mı işlemiştir? – Bu fiili işlemiş olan şahıs sorumlu mudur? Sorularının yanıtlanması gerekmektedir. Ancak olayımıza bakıldığında sanık müvekkilin eylemlerinin bulunmadığı, tam aksine olayın sadece katılanın bir takım gerçeğe uygun olmayan söz ve eylemlerinden ibaret olduğu açık ve nettir. Aksi yöndeki hiçbir iddia maddi gerçeklik ile bağdaşmamaktadır. Tüm bu hususlar bile müvekkilin üzerine atılı bulunan suçtan BERAAT etmesi gerektiğini doğrulamaktadır. Sayın mahkeme tarafından Asliye Ceza Mahkemesi Esas sayılı dosya da müvekkilin göstermiş olduğu tanığın beyanlarına karşı sanık ile müşteki arasında boşanma davalarının olması ve tanığın müvekkilin kızı olması sebebiyle itibar edilmemiştir. Fakat sanık tarafından iddia edilen bütün iddiaların ise doğru olduğu kabul edilerek, üstelik müvekkil hakkında TCK’nın 62/1. maddesi uyarınca takdiren indirim yapılmasına dahi karar verilmemiştir. Sayın mahkemeden müştekinin iddiaları değerlendirilirken de mevcut boşanma davası sebebiyle aralarında ihtilaf bulunan taraf olması sebebiyle katılana yönelik de aynı yaklaşım beklenmektedir. Asliye Hukuk MahkemesiAile Mahkemesi Sıfatıyla X Sayılı boşanma davasında müştekinin müvekkile karşı, evlilikten 1 gün sonra Aile Mahkemesinde boşanma davası açtığı, edebe mugayir hakaretlerde bulunduğu ve taraflar arasında bir takım sorunlar olması nedeniyle aile birliği kurulamadığı yer almaktadır. Bu sebeple müşteki tarafından vaki olduğu iddia edilen eylemler değerlendirilirken taraflar arasındaki hukuki ihtilafların da olduğu göz önüne alınması gerekmektedir. Müvekkil savunmalarında; yaşanan olayı samimi ve dürüstçe anlatmıştır. MÜVEKKİL ALEYHİNE BİR CEZA TAYİNİ YOLUNA GİDİLECEK İSE LEHİNE OLAN TÜM YASA HÜKÜMLERİNDEN VE YASAL İNDİRİMLERDEN YARARLANDIRILMASI TALEP OLUNUR. Taktir Mahkemenize ait olmak üzere; müvekkilin sabıkasız oluşu ve mahkeme huzurundaki beyanları ve diğer takdiri indirim nedenlerinin de göz önünde tutularak müvekkil lehine uygulanması gerektiği kanaatindeyiz. Yukarıda açıklamış olduğumuz nedenler ve tarafınızca resen dikkate alınacak olan nedenler ile birlikte; sanık müvekkilimin üzerine atılı bulunan suçu işlememiş olması, dosya kapsamında verilen beyanlarda dikkate alınarak müvekkilimin beraatine karar verilmesini saygı ile arz ve talep ederiz. SONUÇ VE İSTEM Yukarıda açıklamış olduğumuz nedenler ve tarafınızca resen dikkate alınacak olan nedenler ile birlikte; sanık müvekkilimin üzerine atılı bulunan suçu işlememiş olması, dosya kapsamında verilen beyanlarda dikkate alınarak müvekkilimin BERAATİNE karar verilmesini, aksi kanaate ulaşılırsa, müvekkil hakkında lehe olan yasa maddeleri ile yasal indirim nedenlerinin uygulanmasına karar verilmesini, vekaleten talep ederiz. Sanık Müdafii

eşe karşı basit yaralamada beraat